• 357 nci dönem kısa dönem ve yedek subay adayları

    112.
    gideceği yerler açıklanmış olan adaylardır. askeri inzibat taburu alaşehir manisa'ya düşen arkadaşlar ile 325 kd olarak bilgilerimi paylaşabilirim. Mesaj atın arkadaşlar.
    ... kayrahan
  • baba seni seviyorum

    18.
    çocuğun babasına söylediği sevgi cümlesi.

    çocuğunuz tarafından karşılıksızca söylenirse duymak dünyalara bedeldir.
    ... kayrahan
  • ayaktopu terimleri sözlüğü

    1.
    türk dil kurumu * tarafından yayınlanan alan terimleri sözlüklerinden birisi. 1974 yılında yayınlanmıştır. enteresan terimler var. bir kısmı günlük dilimize girmiş bir kısmı ise o kadar ilgi görmemiş. Aşağıda bazı futbol terimlerinin türkçe karşılıkları ve anlamlarından örnekler var. okumanızı tavsiye ederim.

    -a-

    a takımı: bir kulübün ya da bir karmanın en usta oyuncularından kurulan takım.

    açık oyuncusu: [alm. aussenstürmer] [ing. winger]: akıncı katını kuran beş oyuncudan sağ ve sol başta, yani katın en açık yanlarında yer alan oyuncu.

    açık seki: [alm. offene zuschauertribüne] [ing. open tribune] [es. t. açık tribün]: oyun alanını çevreleyen, üstü açık oturma basamakları.

    açıklarla oyun: özellikle açık oyuncuları ile ilerleme ve sonuca gitme biçimine dayanan bir oyun yöntemi.

    adam adama (savunma): her oyuncunun karşı takımdan belli bir oyuncuyu tutarak, sayı yapabilme gücünü engellemesi amacını güden bir savunma yöntemi.

    adam tutma: [es. t. markaj]: karşı takımdaki oyuncunun istediği gibi devinmesini önlemek amacıyle kurala uygun biçimde kendisini izleme.

    aday: [alm. kandidat] [ing. candidate]: ulusal yada karma takımlarda oynatılmak üzere türlü takımlardan seçilen oyuncular.

    ad çekme: [alm. losen] [es. t. fikstür]: bir küme oluşturan kulüpler adına biraraya gelen kişilerin, yetkililerle birlikte o kümenin karşılaşma düzen ve sırasını saptaması.

    adlık: [alm. schild] [ing. shield] [es. t. şild]: belli bir süre içinde en çok birincilik kazanan takıma verilen armağan.

    akın: [alm. angriff] [ing. attack] [es. t. hücum]: sayı yapmak üzere karşı takım kalesine doğru genellikle topluca girişilen eylem.

    akıncı: [alm. stürmer] [ing. forward] [es. t. forvet]: asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan, akıncı katındaki 5 oyuncudan her biri.

    akıncı katı: [alm. angriffsreihe] [ing. forward line] [es. t. forvet hattı]: asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan sağaçık, sağiç, ortaakıncı, soliç, solaçıktan oluşan ön dizi.

    akıncıl oyun: [alm. offensives spiel] [ing. attacking game] [es. t. ofansif oyun]: karşı kaleye akın yapmaya dayanan bir oyun yöntemi. bu biçimde oynayan bir takım, akın üstüne akın yaparak topu daha çok karşı yarı alanda bulundurmaya çalışır.

    aktarma: [alm. possstoss, flachstoss] [ing. pass] [es. t. pas verme]: bir oyuncunun, ayakla ya da başla topu kendi takım arkadaşlarından birine göndermesi.

    alan üstünlüğü: [es. t. saha avantajı]: kendi kentinin alanında oynayan bir takımın, alanı tanımasından ve kendi seyircisi önünde oynamasından ileri gelen üstünlük.

    alçak toplar: bir ayaktopu oyununda yerden ya da dizaltı yüksekliğinde verilen toplar.

    anmalık: karşılaşmalardan sonra takımların karşılıklı olarak birbirlerine verdikleri ve günün anısını taşıyan değerli şeyler.

    antrenör: çalıştırıcı

    ara: [alm. pause] [ing. half-time] [es. t. haftaym]: bir ayaktopu oyununun 45′er dakikalık iki dönemi arasında oyunculara verilen 15 dakikalık dinlenme süresi.

    arka ağ: kale ağı

    aşırtma: [alm. überstoss] [ing. lob]: bir oyuncunun, karşı takım oyuncularının kesemiyeceği bir biçimde topu havalandırarak kendi takım arkadaşlarından birine aktarması.

    avantaj: üstünlük

    avrupa ayaktopu birliği: [alm. europäische fussballgemeinschaft] [ing. united europe football association] [es. t. avrupa futbol federasyonu]: avrupa’daki ulusal ayaktopu birliklerinin bağlı bulundukları uluslararası kuruluş.

    avrupa birincileri karşılaşmaları: [alm. europapokal der landesmeister] [es. t. avrupa şampiyon kulüpler turnuvası]: avrupa ülkelerinin lig birinciliğini kazanan takımları arasında düzenlenen ayaktopu karşılaşmaları.

    avrupa karması: [alm. europaelf]: uefa’ca avrupa ülkelerindeki oyuncular göz önüne alınarak seçilen takım.

    avrupa kupa birincileri karşılaşmaları: [alm. europapokal der pokalsieger] [ing. european cup winners competition]: avrupa ülkelerinin, kupa birinciliğini kazanan takımları arasında düzenlenen ayaktopu karşılaşmaları.

    avrupa uluslar kupası: [alm. internationale europameisterschaft] [ing. european nations cup]: avrupa ülkelerinin ulusal takımları arasında düzenlenen ayaktopu karşılaşmaları.

    ayak dışıyla durdurma: [es. t. dış stop]: topun geliş yönüne, hızına ve yüksekliğine göre, (sağ ya da sol ayağın) ayak küçük parmağı kökü, topuk ve bilek arasında kalan üçgen biçimindeki yüzeyle, top yere değerken ya da havadayken kendi özel tekniğiyle topu durdurma.

    ayak içiyle durdurma: [es. t. iç stop]: topun geliş yönüne, hızına ve yüksekliğine göre, (sağ ya da sol ayağın) ayak başparmağı kökü, topuk ve bilek arasındaki bölümle kendi özel tekniğiyle topu durdurma.

    ayaktopu: [alm. fussball] [ing. association football, soccer] [es. t. futbol]: topu karşı kaleye sokmak temeline dayanan, on birer kişiden kurulu iki takım arasında, ölçüleri önceden saptanmış belli alanlarda, bir orta hakemle iki yan hakemin yönetiminde kendine özgü kurallar içinde ayakla oynanan top oyunu.

    ayaktopu birliği: [alm. fussballbund] [ing. football association] [es. t. futbol federasyonu]: ayaktopu kulüplerinin bağlı bulundukları birlik. (karşılaşmaların düzenlenmesi ve ülkedeki ayaktopu oyununun tüm yönetimi bu birlikçe yürütülür.)

    ayaktopu kılığı: [alm. fussballdress] [ing. football uniform][es. t. forma]: ayaktopu oyununda oyuncuların giydikleri şeylerin tümü. (bu kılık kulüp renklerini taşıyan bir fanila, don, tozluk ve özel ayakkabıdan oluşur.)

    ayaktopu oyuncusu: [alm. fussballspieler] [ing. football player] [es. t. futbolcu]: ayaktopu takımında yer alan oyuncu.

    ayaktopu takımı: [alm. fussballmannschaft] [ing. football team] [es. t;. futbol takımı]: bir kulübü, bir okulu, bir bölgeyi, bir kenti, bir ulusu ya da bir kıtayı temsil edebilen, on bir kişiden kurulu, ayaktopu oyunu oynayan topluluk.

    ayaktopu tekniği: [alm. fussballtechnik] [ing. football technique] [es. t. futbol tekniği]: bir ayaktopu oyuncusunun top ile ya da topsuz olarak, ayaktopu kurallarınca gereken devinimleri başarıyla yapabilme ustalığı.

    -b-

    b takımı: [alm. ß mannschaft] [ing. second team]: bir takımın ya da karmanın ikinci derecedeki oyuncularından kurulan takım.

    başlama: [alm. beginn] [ing. start, kick-off]: iki takım arasındaki ayaktopu oyununu hakemin başlatması.

    başlama düdüğü: [alm. beginnpfeifen] [ing. starting whistle]: hakemin, karşılaşmanın başladığını bildirmek üzere düdük çalması.

    bele sarılmak: [ing. foul by holding]: karşı takım oyuncusunun beline sarılıp durdurulması biçimindeki sapkı. sapkı.

    berabere kalmak: [alm. unentschieden] [ing. draw]: bir oyunu takımların golsüz ya da eşit sayıda gol atarak bitirmesi.

    biçmek: [alm. bein stellen]: karşı takım oyuncusunu tekme ile yere yıkmak, ayaklarını yerden keserek onu düşürmek.

    birinci: [alm. meister] [ing. champion]: bir kümenin, bir bölgenin ya da tüm bölgelerin takımları arasında yapılan oyunlar sonucunda puan yönünden en üst sırayı elde eden takım.

    birlik: [alm. verband, bund] [ing. federation] [es. t. federasyon]: türlü spor kurumlarının kendi aralarında oluşturdukları ve bağlı bulundukları topluluk.

    -c-

    cism: uluslararası askeri spor birliği

    -ç-

    çalım: [alm. überspielen, täuschung, trick] [ing. dribble]: bir oyuncunun topu ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak devinimlerle aldatıp geçmesi. (toplu ya da topsuz olarak yapılır.)

    çalışma: [alm., ing. training] [est. t. antrenman]: oyuncuların ayaktopu oyununda gerekli olan kıvamı elde etmek ve korumak için göv-deleriyle ya da topla yaptıkları devinimler.

    çalıştırıcı: [alm., ing. trainer] [es. t. antrenör]: oyuncuları çalıştıran, kendilerine gerekli beden kıvamını ve oyun bilgisini edindiren kişi.

    çarpmak: [alm. rempeln] [ing. hit, charge with the body]: karşı oyuncuya, iki ayağı yerden kesmeden, gövdenin bütün ağırlığı ile yüklenmek.

    çelmeleme: bir oyuncynun, karşı oyuncuya, düşürmek için ayağını takması.

    çeyrek final: çeyrek son

    çeyrek son: [alm. viertelfinale] [ing. quarter-final] [es. t. çeyrek final]: elemeli bir birincilikte, sona kalan sekiz takımın yapacağı dört oyundan her biri.

    çift kale oyunu: ayaktopu

    çift vuruş: [alm. indirekter freistoss] [ing. indirect free-kick]: kasıtlı olmayan ama kurala da aykırı olan bir davranışa uygulanan ödek türü. bu ödek gereğince yapılan vuruşta top başka bir oyuncuya değmeden kaleye girerse sayı geçerli olmaz.

    çifte savunu: [alm. doppelveneidigung] [es. t. çifte müdafaa]: bir savunma oyuncusunun, boş kalan alanda karşı takım oyuncusunun serbest devinimini önlemesi ve bu alanı savunması.

    çizgi: [alm. linie] [ing. line] [es. t. hat]: oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyle yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.)

    -d-

    defans: savunma

    değiştirmece: [alm. auswärtsspiel, umstellung von spielern] [es. t. deplasman] 1-ulusal ya da uluslararası karşılaşmalarda takımların karşılıklı olarak birbirlerinin kent ya da ülkelerine giderek karşılaşma yapmaları. 2- bir takımın karşılaşma için kendi kent ya da ülkesinin dışına gitmesi. 3- bir takımda yer alan oyuncuların oyun biçimi gereği yer değiştirmesi.

    deplasman: değiştirmece

    dirseklik: [alm. ellbogenschutz] [ing. e/bow protection cover]: sert yüzeyli toprak alanlarda, kalecilerin yaralanmaktan korunmak için dirseklerine taktıkları, içi pamuk dolu özel bir koruyucu.

    diz altı ile durdurma: oyuncunun topu diz altı ile yer arasına sıkıştırarak durdurması.

    diz üstü ile durdurma: diz üstünü kullanarak topun hızının azaltılması ya da durdurulması.

    dizlik: [alm. knieschutz] [ing. knee protective cover]: sert yüzeyli toprak alanlarda, kalecilerin yaralanmaktan korunmak için dizlerine taktıkları içi pamuklu özel bir koruyucu.

    doksandan: kalenin yan direkleri ile yere koşut olan üst direği arasındaki 90 derecelik sol-sağ iki açıdan topun tümünün kaleye girmesi durumu.

    dostluk oyunu: [alm. freundschaftsspiel]: ayaktopu birliğince düzenlenen, küme oyunları ile ilgisi bulunmayan, bir hayır derneği yararına ya da ünlü bir sporcu için yapılan özel karşılaşma.

    dömifinal: yarı son

    dört – iki – dört (4-2-4) düzeni: [alm. 4-2-4 system] [ing. four-two-four]: çift orta savunucu ve çift orta akıncı ile oynanan bir oyun düzeni.

    dört – üç – üç (4-3-3) düzeni: [alm. 4-3-3 system] [ing. four-three-three]: çift orta savunucu ve üç oyun kurucu ile oynanan bir oyun düzeni.

    durum: [alm. punkt] [ing. score] [es.t. skor]: bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. yenik takımlar ise değer alamazlar.

    durum göstergesi: [alm. punkttabelle] [ing. table of points] [es. t. skor levhası]: ayaktopu kümesinde takımların her karşılaşmada elde ettikleri sayıların toplamını gösteren çizelge. bu sayıların toplamı ile ortaya çıkan gösterge küme birincisini belli ettiği gibi tüm öteki takımların dizisini de ortaya koyar.

    duvar düzeni: [alm. mauersystem] [ing. defensive tactic]: savunucu oyuna önem veren bir takımın tüm oyuncularını kale önüne çekerek, karşı takıma sayı yaptırmamak için kurduğu engel. (bir tür ayaktopu oyunu biçimidir.)

    dünya birinciliği: [alm. weltmeisterschaft] [ing. world-championship] [es. t. dünya şampiyonası]: her dört yılda bir, bütün dünya ulusal takımlarının katılmalarıyle düzenlenen, ayaktopu dünyasının en büyük kupa karşılaşmaları.

    dünya karması: [alm. weltelf, weltmannschaft] [ing. world mixed team]: her yıl, dünyanın en başarılı ve en seçkin oyuncularından oluşturulan karma bir takım. bu takım yalnız bir “onur onbiri” anlamında olup alana çıkıp bir başka takımla oynamaz, kâğıt üzerinde kalır ve ayaktopu dünyasının en ünlü kişilerince seçilir.

    düzenleme kurulu: [alm. organisationskomitee] [ing. committee of organisation] [es. t. organizasyon komitesi]: ayaktopu karşılaşmalarını düzenlemek ve oyunlarla ilgili işleri yürütmekle görevli kurul.

    -e-

    elemeli karşılaşmalar: [alm. ausscheidungsspiele]: yenik takımın elenip çıktığı ve hiç yenilmeyen takımın birinciliği kazandığı bir tür ayaktopu dönüsü.

    elleme: [alm. hond] [ing. hands]: topa isteyerek ya da istemeyerek elle dokunma. (kalecinin dışında bir oyuncunun topu elle tutması ya da topa elle dokunması ayaktopu kurallarınca yasaklanmış bir davranıştır ve ödek gerektirir.)

    engelleme: [alm. obstruktion] [ing. obstruction] [es. t. obstrüksiyon]: karşı takım oyuncusunun önüne geçerek onun serbestçe devinimine engel olma.

    -f-

    faul: sapkı

    fifa: uluslararası ayaktopu birliği

    fikstür: ad çekme

    forma: ayaktopu kılığı

    forvet: akıncı

    futbol: ayaktopu

    -g-

    genç takımı: [alm. juniormannschaft] [ing. junior-team]: 18 yaşına varmamış oyunculardan kurulu takım.

    gol: sayı

    gözlemci: [alm. beobachter] [ing. observer]: ayaktopu oyunlarını ve görevlileri izlemekle görevlendirilmiş kişi.

    gözlemci tutanağı: [alm. beobachterbericht] [ing. observer’s report] [es. t. müşahit raporu]: bir gözlemcinin, izlediği oyunda gördüklerini yazılı olarak ayaktopu birliğine göndermek üzere hazırladığı tutanak.

    -h-

    haftaym: ara

    hakem: [alm. schiedsrichter] [ing. referee]: oyunun kurallara uygun olarak yönetilmesinden sorumlu olan ve kararlarına uyulması gereken görevli.

    hakem atışı: [alm. schiedsrichterball, niederwurf] [ing. bounce up]: kimi nedenlerle hakemce durdurulan oyunu yeniden başlatırken hakemin topu eliyle yere bırakarak oyuna sokması.

    hakemlik belgesi: [alm. zulassungsschein für schiedsrichter] [ing. referee’s identification card] [es. t. hakem lisansı]: ayaktopu birliğince hakemlere oyun yönetme yetkisi veren belge.

    havada aktarma: [aim. volleypass] [ing. volley] [es. t. yüksek pas]: topu, takım arkadaşına genellikle kafa vuruşu yapabilecek biçimde yüksekten aktarma.

    havada oyun: [ing. tactics by using high balls]: topu yere düşürmeden geliştiren bir ayaktopu oyunu yöntemi.

    hızlı oyun: [aim. schnellspiel] [ing. fast game]: bir takımın oyuncuları arasında, topu ayaklarında tutmadan birbirlerine hemen aktar-malarıyle kurulan oyun.

    -i-

    ıska geçme: [alm. fehlschuss] [ing. miskick]: bir oyuncunun davrandığı halde topu çelmeleyerek kaçırması.

    ızgara: [alm. stollen] [ing. stud]: ayaktopu ayakkabılarının altlarına çivilenen ve tabanla topuk genişliğinde uzayan 12,7 mm. genişlikte kösele ya da sert lastik parçaları. (tabanda iki, topukta ise bir tane bulunur ve çıkıntılar birbirine koşuttur.)

    -i-

    iç oyuncu: [alm. innenstürmer] [ing. inside forward]: akıncı katının iki açıklan ile orta akıncının arasında yer alan oyuncuların her biri.

    iç vuruş: [ing. kick with the instep]: ayağın içi ile topa yapılan vuruş.

    ikinci takım: b takımı

    ikinci yarı: [alm. zweite halbzeit] [ing. second half]: bir ayaktopu oyununun ikinci 45 dakikalık bölümü.

    ilk yarı: [alm. erste halbzeit] [ing. first half]: birayaktopu oyununun ilk 45 dakikalık bölümü.

    -k-

    kafa vuruşu: [alm. kopfstoss]: bir oyuncunun topa kafasıyle vurması.

    kale: [alm. tor] [ing. goal]: ayaktopu oyununda oyuncuların topu içine sokmaya çalıştıkları, 2,44 m. yükseklikte birbirine koşut iki dikey direk ile bunların üzerine bindirilmiş 7,32 m. uzunluğundaki yatay bir direkle sınırlanmış, arka ve yan yüzeyleri ağla kapatılmış oylum.

    kale ağı: [alm. tornetz] [ing. goal net]: kalenin arkasına ve yanlarına gerilen ve genellikle naylon ipliğinden yapılmış ağ.

    kale alanı: [alm. torraum] [ing. goal area]: hem kalecinin özel koruma hakkını hem de kale vuruşu için topun yerleştirileceği yeri gösteren; kale direklerinin 5,50 m. dışından alanın içine uzatılan ve yine aynı ölçüdeki çizgileri birleştiren 18,32 m. lik bir başka çizgiyle sınırlandırılmış alan.

    kale çizgisi: [alm. torlinie] [ing. goal-line]: kale doğrultusunda iki yana uzanan ve oyun alanını dipten sınırlayan çizgi.

    kale değiştirme: [alm. torwechsel] [ing. goal change]: karşılaşmanın ilk yarısı ile uzatmalı yarıların ilkinden sonra tarafların birbirlerinin alanında yer alması.

    kale dışı: [alm. aus] [ing. out of play]: topun, karşı takım oyuncularınca kale direkleri dışında kalan dip çizgiden dışarı çıkarılması.

    kale direkleri: [alm. torpfosten] [ing. goal-post]: ayaktopu oyununda kaleyi oluşturan direkler.

    kale vuruşu: [alm. abstoss] [ing. goal-kickl: top karşı takım oyuncularınca kale çizgisi dışına çıkarıldığında, yeniden oyuna sokulması için, kale alanı içinden ve yerden kaleyi koruyanlardan birince topa yapılan vuruş.

    kaleci: [alm. torwart] [ing. goal-keeper]: kalenin önünde duran, topun kaleye girmesini önlemekle görevli, topu ödek alanı içinde elle tutabilen ve kılık yönünden öbür oyunculardan ayrılan oyuncu.

    kaleci vuruşu: [alm. torwartpass]: kalecinin, topu tutuktan sonra, ilerisindeki takım arkadaşına ulaştırmak üzere el ya da ayakla topa yaptığı vuruş.

    kapalı savunma: duvar düzeni

    kapalı seki: [alm. geschlossene zuschauertribüne] [es. t. kapalı tribün]: oyun alanında bulunan üstü kapalı oturma basamakları.

    kaptan: [alm. mannschaftsführer] [ing. captain]: bir ayaktopu takımında oyuncuları oyun içinde yöneten, hakem ile konuşmada ve törenlerde takımı temsil etme yetkisi bulunan, sol kolunda özel renkli bir bant (işaret) taşıyan oyuncu.

    karma takım: [alm. gemischte mannschaft] [ing. mixed team]: türlü takımlardaki oyunculardan seçilerek kurulan on bir.

    karşı akın: [alm. gegenangriff] [ing. counter attack]: karşı takımın yaptığı bir akını durdurup hemen akına geçme eylemi.

    karşılaşma: [alm. treffen, spiel] [ing. match] [es. t. maç]: iki takım arasında kazanmak amacıyle yapılan yarışma.

    karşılıklı aktarma: [alm. gegenseitiges zuspielen] [es. t. paslaşma]: ayaktopu vuruş beceri (teknik)lerine göre iki oyuncunun topa, kullanılır biçimlerde karşılıklı olarak vurmaları ile yapılan çalışmalar.

    kazanmalık: [alm. belohnung] [ing. prize] [es. t. prim]: uğraşman oyuncuların yengiyle ya da beraberlikle bitirdikleri bir karşılaşmadan sonra takımlarından aldıkları para armağanı.

    kısa vuruş: [alm. kurzpass] [ing. short kick]: bir oyuncunun yakınında olan arkadaşına topu göndermek için yaptığı vuruş.

    korner: köşe

    köşe: [alm. ecke] [ing. corner] [es. t. korner]: ayaktopu alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri.

    köşe atışı: [alm. eckball] [ing. corner-kick] [es. t. korner atışı]: topun, savunan takım tarafından kale çizgisinin dışına havadan ya da yerden çıkarılması sonucunda uygulanan bir ödek vuruşu.

    köşe bayrağı: [alm. eckstange] [ing. corner-flag] [es. t. korner direği]: oyun alanının dört köşesini gösteren, genellikle düz kırmızı renkte olan ve 1,5 m. boyunda direklerin üzerinde bulunan küçük bayrak.

    köşeli koşu: [alm. zickzack laufen] [ing. zigzag running] [es. t. zigzag koşu]: oyuncuların topsuz ya da top ile bir sağa, bir sola koşmaları durumunda ortaya çıkan kesik ve köşeli koşu.

    kupa: [alm. pokal] [ing. cup]: ayaktopu karşılaşmalarında birincilik, ikincilik ve üçüncülük gibi dereceleri kazanan takımlara verilen, genellikle gümüş ya da metalden yapılmış vazo biçiminde armağan.

    kupa karşılaşması: [alm. pokalspiel] [ing. cup game] [es. t. kupa maçı]: ortaya konulan bir kupa için iki ya da daha çok sayıda takım arasında yapılan oyun.

    kupa sonu: [alm. pokolendspiel] [ing. cup final]: ortaya konulan bir kupanın sahibini belli edecek son karşılaşma.

    kural dışı: [alm. regelwidrig]: ayaktopu kurallarınca kabul edilmeyen davranış.

    kurallı yüklenme: [alm. regelrechter vorstoss] [ing. fair charge] [es. t. normal şarj]: bir oyuncunun ayaktopu kurallarına uygun olarak karşı takım oyuncusunun üzerine abanması.

    kuralsız yüklenme: [alm. regelwidriger vorstoss] [ing. foul charge] [es. t. şarj]: bir oyuncunun ayaktopu kurallarına aykırı olarak vücudu karşı takım oyuncusunun üzerine abanması.

    kurtarma: [alm. schuss halten]: sayıyı ya da sayı olabilecek bir tehlikeyi önleme.

    küme: [alm. liga] [ing. league] [es. t. lig]: takımların durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak ayaktopu birliğince belli sayıdaki takımdan oluşturulan topluluk.

    -l-

    lig: küme

    lisans: oynama belgesi

    -m-

    maç: karşılaşma

    makaslama vuruş: [alm. scherenschlag, (fall-) rückzieher] [ing. scissors, scissors kick] [es. t. röveşota]: genellikle karşıdan gelen topa havada, bacakları makas gibi devindirerek yapılan vuruş.

    markaj: adam tutma

    merkez ceza kurulu: [alm. zentrale strafkommision] [ing. (central) disciplinary committee]: ayaktopu birliğine bağlı olan ve takım ya da oyuncuların oyun içindeki türlü davranışlarıyle ilgili olumsuz durumları bir karara bağlamakla görevli kurul.

    -o-

    ofsayt: yanığa düşme

    on bir metre ödeği: [alm. elfmeter, strafstass] [ing. penalty] [es. t. penaltı]: ödek alanı içinde yapılan kural dışı davranışlar nedeniyle, davranışı yapan oyuncunun takımı kalesine on bir metre uzaklıktaki belirli bir noktadan vuruş yapmak biçiminde belirlenen ödek. (bu vuruşta ödek alanı içinde kaleci ve topa vuran oyuncudan başka hiç bir oyuncu bulunmaz.)

    on bir metre yeri: [alm. strafstossmarke] [ing. penalty spot, penalty mark] [es. t. penaltı noktası]: ödek alanı içindeki kural dışı davranışlar sonucu verilen ödek vuruşu sırasında topun konulduğu, iki kale direğinden alan içine dikey olarak uzanan 11 m. ilerdeki nokta.

    orta akıncı: [alm. mittelstürmer][ing. centre-forward][es. t. santrafor]: akıncı katının en orta yerinde yer alan ayaktopu oyuncusu.

    orta bayrağı: [alm. mittelfahne] [ing. centre-flag]: ayaktopu alanının orta çizgisinin iki yanında bulunan gönderlerin üzerindeki bayrak. (bu bayraklar, uzaktan orta çizgiyi gösterir.)

    orta çizgi: [alm. mittellinie] [ing. mid-line]: ayaktopu alanını enine tam ortadan kesen çizgi.

    orta hakem: [alm. schiedsrichter] [ing. referee]: bir ayaktopu oyununu, alan içinden, oyun kurallarına uygun yönetmekle görevli, özel giysisi olan kişi. (kural dışı davranışlara ödek vermek, oyunun başlangıç ve bitimini bildirmekle görevlidir.)

    orta nokta: [alm. mittelpunkt] [ing. centre spot] [es. t. santra]: orta çizginin tam ortasında bulunan orta yuvarlağın özeği. (başlama vuruşlarında top bu noktanın üzerine konur.)

    orta oyun kurucu: [alm. mittelläufer] [ing. half-back] [es. t. santrahaf] üç oyuncudan kurulu oyun kurucu katının orta yerinde yer alan oyuncu.

    orta vuruşu: [alm. anstoss] [ing. centre-kick] [es. t. başlama vuruşu]. oyunun ikinci dönemine başlarken ya da sayılardan sonra orta çizgi üzerinden yapılan vuruş.

    orta yuvarlak: [alm. mittelkreis] [ing. centre circle]: başlama vuruşu sırasında karşı takım oyuncularının durmaları gereken yeri sınırlayan, ayaktopu alanının tam orta yerindeki 9,15 m. çapındaki çember.

    ortalamak: [alm. hereingeben, flanken] [ing. centre]: açık oyunculardan birinin topu kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş.

    oynama belgeli oyuncu: [alm. lizenzspieler] [ing. certified (registered) player] [es. t. lisansiyer oyuncu]: ayaktopu birliğince kendisine ayaktopu oynama belgesi verilmiş olan oyuncu.

    oynama belgesi: [alm. lizenz] [ing. certificate, license] [es. t. lisans]: bir oyuncunun resmî yarışmalara katılabilmesi için ayaktopu birliğince kendisine verilen izin belgesi.

    oyun alanı: [alm. spielfeld] [ing. field, field of play] [es. t. saha]: ayaktopu oyununun oynandığı, uzunluğu en az 90, en çok 120, genişliği ise en az 45, en çok 90 m. olan toprak ya da çimle kaplı düz yer.

    oyun biçimi: [alm. taktik] [ing. tactics] [es. t. taktik]: bir ayaktopu oyununda takımlardan herhangi birinin oyun süresince uygulayacağı oyun yöntemi.

    oyun kurucu: [alm. läufer] [ing. half-back] [es. t. haf]: ayaktopu takımında savunucular ile akıncılar arasındaki katta yer alan oyunculardan her biri. (bu oyuncuların görevi hem savunuculara, hem de akıncılara yardım etmektir.)

    oyun uzatma: [alm. spielverlängerung] [ing. extra time]: elemeli oyunlarda, olağan süre içinde sonucu alınamayan oyunun belirli kurallar gereğince uzatılması.

    -ö-

    ödek: [alm. strafe] [ing. suspension] [es. t. ceza]: kural dışı, yakışıksız bir davranışta bulunan ayaktopu oyuncusuna verilen, oyuncunun para vermesini gerektiren ya da onu belirli bir zaman, kimi kez de ömür boyu oynamaktan uzaklaştıran karşılık.

    ödek alanı: [alm. strafraum] [ing. penalty area] [es. t. ceza alanı]: kale direklerinin 16,5 m. dışından alanın içine uzatılan ve yine aynı ölçüdeki çizgileri birleştiren 30 m. lik bir başka çizgi ile sınırlandırılmış alan. (bu alanın içinde yapılan kural dışı davranışlar ödeği ve 11 m. vuruşunu, dışındaki kural dışı davranışlar ise serbest vuruşu gerektirir.)

    ödek alanı çizgisi: [alm. strafraumlinie, straflinie] [ing. penalty area line] [es. t. ceza çizgisi]: ödek alanını sınırlayan çizgilere verilen ad.

    özel karşılaşma: [alm. privatspiel]: özel bir anlaşmaya dayalı karşılaşma.

    özel oyun: özel karşılaşma

    özengen oyuncu: [alm. amateurspieler] [ing. amateur player] [es. t. amatör oyuncu]: sporu herhangi bir çıkar düşünmeksizin, salt sevgisinden ötürü yapan oyuncu.

    -p-

    para atışı: [alm. münzwurf]: oyun başlamadan önce, kaleyi seçecek ve başlama vuruşunu yapacak takımları belli etmek için hakemin, takım kaptanları arasında yaptığı yazı-tura atışı.

    penaltı: on bir metre ödeği

    perdeleme: engelleme

    prim: kazanmalık

    -s-

    sağ açık: [alm. rechtsaussen] [ing. outside right]: bir takımın akıncı katında yer alan beş oyuncudan sağ başta olanı.

    sağ bek: sağ savunucu

    sağ dip doksandan: doksandan

    sağ doksandan: kalenin sağ direği ile yere koşut olan üst direği arasındaki 90 derecelik açıdan topun kaleye girmesi, doksandan.

    sağ haf: sağ oyun kurucu

    sağ iç: [alm. halbrechts] [ing. inside right]: bir takımın akıncı katında yer alan beş oyuncudan, sağdan ikinci yerde bulunanı.

    sağ oyun kurucusu: [alm. rechter läufer] [ing. right half-back] [es. t. sağhaf]: oyun kurucu katının sağ ucunda yer alan oyuncu.

    sağ savunucu: [alm. rechter verteidiger] [ing. right-back] [es. t. sağbek]: bir takımın iki savunucusundan sağ yönde yer alanı.

    sağ üst doksandan: doksandan

    santrahaf: orta oyun kurucu

    sapkı: [alm. fehler, foul, regelwidrigkeit] [ing. foul] [es. t. faul]: bir oyuncunun, oyun sırasında bilerek yaptığı kural dışı davranış.

    savunma: [alm. abwehr, verteidigung] [ing. defense] [es. t. defans, müdafaa]: bir takımın kalesini korumak ve gol yememek için oyun süresince çaba göstermesi.

    savunma katı: [alm. verteidigungslinie] [ing. defense] [es. t. müdafaa hattı, defans hattı]: görevi karşı takımın akıncılarına karşı kaleyi korumak olan oyuncuların kurdukları kat.

    savunmalı oyun: [alm. defensives spiel] [ing. defensive play] [es. t. defansif oyun]: ayaktopunda özel olarak kurulan ve* daha çok savunmaya önem veren bir oyun biçimi.

    savunucu: [alm. verteidiger] [ing. back] [es. t. müdafaa oyuncusu, ek]: bir takımda savunma katını oluşturan ve kalecinin önünde yer alan oyunculardan her biri.

    sayı: [alm.tor] [ing. goal] [es. t. gol]: topun, kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu.

    sayı farkı: [alm.torverhältnis, durchschnitt] [ing. average] [es.t. averaj]: bir takımın attığı sayılar toplamından, yediği sayılar toplamının çıkarılması ile elde edilen sonuç.

    serbest vuruş: [aim. freistoss] [ing. free-kick] [es. t. frikik]: ödek çizgisinin dışındaki bir noktada, bir oyuncunun kural dışı davranışta bulunması üzerine, bu noktadan karşı takım oyuncularının yaptığı vuruş.

    seki: [alm. zuschauertribüne] [ing. tribune] [es. t. tribün]: kapalı ya da açık oyun alanlarının çevresinde seyircilerin oturup karşılaşmaları izleyebilmeleri için yapılan basamak basamak yer. açık seki, kapalı seki.

    sıkı vuruş: [alm. scharfer schuss] [es. t. sıkı şut]: topun hedefe en kısa yoldan gitmesi amacıyle, topa hızla, ayağın sert ve taraklı yüzeyiyle yapılan vuruş.

    skor: durum

    sol açık: [alm. linksaussen] [ing. outside left]: bir takımın akıncı katında yer alan oyunculardan sol başta bulunanı.

    sol bek: sol savunucu

    sol dip doksandan: doksandan

    sol doksandan: kalenin sol direği ile yere koşut olan üst direği arasındaki doksan derecelik açıdan topun kaleye girmesi, doksandan.

    sol haf: sol oyun kurucu

    sol iç: [alm. halblinks] [ing. inside left]: bir takımın akıncı katında yer alan oyunculardan soldan ikincisi.

    sol oyun kurucu: [alm. linker läufer] [ing. left-half] [es. t. solhaf]: bir takımdaki oyun kurucu katının sol ucunda yer alan oyuncu.

    sol savunucu: [alm. linker verteidiger] [ing. left-back] [es. t. solbek]; bir takımın iki savunucusundan sol tarafta yer alanı.

    sağ üst doksandan: doksandan

    stadyum: [alm. stadion] [ing. stadium]: takım oyunlarının yapılabilmesi ve seyircilerin oyunları izleyebilmesi için gerekli kuruluşları olan alan.

    stop: topu durdurma

    sürgü düzeni: [alm. riegelsystem] [ing. bolt]: katları oluşturan oyuncuların bir sürgü gibi kapanıp açılmalarına dayanan oyun biçimi.

    -ş-

    şut: vuruş

    -t-

    taban koymak: [alm. mit der sohle treten]: ayağında top bulunan bir oyuncuya, top sürerken ya da vuruş yaparken karşı takımdan bir oyuncunun ayağının tabanı ile karşı koyması.

    tabanla top durdurma: [alm. ballstoppen mit der sohle] [ing. stop with the sole] [es. t. taban stopu]: topu kontrol altına almak amacıyle ayak tabanı ile yer arasına kıstırma.

    taç: yan dışı

    takım: ayaktopu takımı

    takım değiştirme: [alm., ing. transfer] [es. t. transfer]: bir takıma bağlı bir oyuncunun, belirli kurallara uygun olarak bir başka takıma geçmesi.

    takım değiştirme ayı: [alm. transfersaison] [ing. transfer season] [es. t. transfer ayı]: bir takıma bağlı bulunan bir oyuncunun, belirli kurallara uygun olarak bir başka takıma geçebileceği bir aylık belirli süre.

    takım değiştirme uyuşmazlık kurulu: [alm. komitee zum ausgleichen des transfers] [ing. transfer appeal committee] [es. t. transfer komitesi]: bir oyuncunun bir takımdan başka bir takıma geçişinde kurallara aykırı bir durum ortaya çıktığı zaman, anlaşmazlığı giderici tüzel bir çözüm bulan ve kesin sonuca giden kurul. (bu kurul ayaktopu birliğine bağlı olup daha çok tüzeci üyelerden kuruludur.)

    taktik: oyun biçimi

    tekmelik: [alm. beinschiene] [ing. shin pad]: oyuncuların bacak (tibia) kemiklerini tekmelerden korumak için çorapları ile bacakları arasına soktukları, plastik ya da sert deriden yapılan özel korumalık.

    tek seçici: bir takıma girecek oyuncuları seçmek ve takımı kurmak yetkisini tek başına taşıyan kişi.

    ters makas: [alm. fallrückzieher] [ing. back scissors kick] [es. t. röveşata]: bir oyuncunun, kendisini sırt üstü yere atarken ayaklarını havada devindirip makaslama vuruşla topu geri çevirmesi, makaslama vuruş.

    top: [alm., ing. ball]: ayaktopu oyununda kullanılan, dışı deri ya da plastikten, içi hava ile şişirilmiş, lastikten yapılma, yuvarlak biçimde ve çevresi 68-71 cm. olan, en çok 396-453 gr. ağırlığındaki top.

    top sürme: [alm. ball treiben, ball führen] [ing. dribbling] [es. t. dripling]: bir oyuncunun kısa vuruşlarla topu ayağından çıkarmadan (kaçırmadan) karşı takım kalesine doğru götürmesi.

    top tekniği: topla dilediği gibi oynayabilme, topu kullanabilme becerisi.

    topu durdurma: [alm. ballstoppen, abfangen, anhalten] [ing. stop the ball]: [es. t. stop]: 1- topun devinimini, topu istediği yere yöneltmek üzere, herhangi bir biçimde önleme. 2- topu elle tutma. (kaleciler için.)

    topuk vuruşu: [alm. fersenstoss] [ing. backheel]: ayağın toparlakça olan alt bölümü ile yapılan vuruş.

    topukla aktarmak: [ing. backheel pass] [es. t. topuk pası]: topu, topuk vuruşu ile takım arkadaşına aktarmak.

    transfer: takım değiştirme

    -u-

    uçara vuruş: [alm. flugballstoss] [ing. volley] [es. t. vole]: top havadayken yapılan vuruş.

    uçarak kafa vurmak: bir oyuncunun ayakları yerden kesilip ileri doğru atlayarak yaptığı kafa vuruşu, kafa vuruşu.

    uçma: oyuncunun topu istediği gibi kullanmak için ayakları havada ve gövdesi yere az çok koşut olarak yaptığı atlayış.

    uefa: avrupa ayaktopu birliği

    uğraşman oyuncu: [alm. berufsspieler] [ing. professional player] [es. t. profesyonel oyuncu]: geçimini ayaktopu oyunundan sağlayan ve bağlı bulunduğu kulüpten aldığı belirli ücret karşılığı ayaktopu oynayan oyuncu.

    ulusal oyun: [alm. nationalspiel] [ing. national game] [es. t. milli maç]: ulusu temsil eden takımlar arasında yapılan karşılaşma.

    ulusal oyun kılığı: [ing. national uniform] [es. t. milli takım forması]: bir ulus adına kurulan takımın uluslararası karşılaşmalarda giydiği giysi.

    ulusal oyuncu: [alm. nationalspieler] [ing. national player] [es. t. millî oyuncu]: bir ulus adına kurulan takımda yer alan oyuncu.

    ulusal takım: [alm. nationalmannschaft] [ing. national team] [es. t. millî takım]: bir ulus adına oynamak üzere kurulan takım.

    uluslararası askeri spor birliği: [ing. international military football association]: tüm dünyanın ulusal askerî spor birliklerinin bağlı olduğu, ordulararası oyunları yöneten örgüt.

    uluslararası ayaktopu birliği: [alm. internationaler fussballverband] [fr. federation internationale de football association] [es. t. beynelmilel futbol federasyonu]: dünyadaki tüm ayaktopu birliklerinin bağlı oldukları uluslararası birlik.

    -ü-

    üçgen oyun: [alm. dreieckspiel] [ing. triangular move] [es. t. üçgen kurma]: aynı takımın üç oyuncusunun, karşı takımın bir oyuncusunu ortalarına alıp topu birbirlerine aktarmaları.

    üst ağ: kalenin üst direğinin dip bölümündeki ağa verilen ad.

    üst direk: kale direkleri

    üstünlük: [alm. vorteil] [ing. advantage] [es. t. avantaj]: kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın, topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu.

    üst vuruş: [alm. spannschuss] [ing. kick with instep]: bir oyuncunun, ayağının üstü ile topa yaptığı vuruş.

    -v-

    ver-kaç: topu takım arkadaşına aktaran bir oyuncunun, karşı takım kalesine ya da uygun bir yöne kaçması.

    vole: uçara vuruş

    vurucu: [alm. torschütze] [ing. kicker] [es. t. şutör]: topa iyi ve güçlü vurma özelliğine sahip oyuncu.

    vuruş: [alm. stoss] [ing. kick] [es. t. şut]: bir oyuncunun topu ayağı ya da kafası ile herhangi bir arkadaşına, kaleye ya da alan dışına göndermesi.

    vücut çalımı: [ing. dummy]: bir oyuncunun, önüne çıkan karşı takım oyuncusunu kıvrak vücut devinimleriyle geçip topla birlikte ondan uzaklaşması.

    -w-

    wm sistemi: [alm. wm-system] [ing. wm formation]: ayaktopunda belirli bir takım oyunu biçimi. (oyuncuların alanda diziliş biçimleri w ve m harfleri biçiminde olduğundan oyun bu adı almıştır.)

    -y-

    yan ağ: kale ağı

    yan çizgisi: [alm. seitenlinie] [ing. touch line] [es. t. taç çizgisi]: alanı uzunluğuna boydan boya sınırlayan çizgi.

    yan dışı: [ing. touch] [es. t. taç]: topun, alanın boy çizgisinden dışarı çıkması.

    yan dışı atışı: [alm. einwurf] [ing. throw-in] [es. t. taç atıp]: yandışına çıkan topun, elle baş üzerinden geçirilip arkadan öne doğru oyun alanına atılması.

    yan direk: kale direkleri

    yan hakemi: [alm. linienrichter] [ing. linesman]: alanın iki kenarında ve yan çizgilerin dışında görevli olup orta hakemine yardımcı olan hakem.

    yanığa düşma: [alm. abseits] [ing. off-side] [es. t. ofsayt]: bir oyuncuyla karşı kale arasında (top kendi takımındayken) karşı takımdan en az iki oyuncunun bulunmaması durumu.

    yarı alan: [alm. halbspielfeld] [ing. half of the field] [es. t. yarı saha]: ayaktopu alanını ortadan ikiye bölen orta çizginin iki yanında kalan ve her birinde bir takımın yer aldığı alan.

    yarı son: [alm. semifinale, vorschlussrunde] [ing. semi-final] [es. t. dömifinal]: elemeli bir birincilikte, sona kalacak iki takımı belli edecek dört takım arasındaki iki oyun.

    yedek oyuncu: [alm. ersatzspieler, ersatzmann] [ing. reserve player]: ayaktopu takımını oluşturan oyunculardan birinin herhangi bir nedenle takımdan çıkması ya da çıkarılması gerektiğinde onun yerine oynayacak oyuncu.

    yerden oyun: topu yerden uzatmalarla geliştiren oyun yöntemi.

    yer tutma: oyuncuların alanda hem kendi arkadaşlarından gelen topu engellenmeden alabilecek, hem de karşı oyunculara gelen topu önleyecek bir durum almaları.

    yıldız oyuncu: [ing. star player]: bir takımın ya da bir oyunun en iyi oyuncusu.

    yumruklama: [alm. fausten] [ing. fist]: kalecinin topu tutamayacağı durumlarda yumrukları ile uzaklaştırması.

    yüksek toplar: bir ayaptopu oyununda, diz üstü ya da daha yüksekte toplar.
    3 -1 ... kayrahan
  • 357 nci dönem kısa dönem ve yedek subay adayları

    84.
    hayırlı tezkereler dilediğim adaylardır. kazasız belasız gidip gelin arkadaşlar. 325 kd'den selamlar.
    3 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3797.
    --spoiler--
    Uzun süredir erkek arkadaşı olmayan P. Y(24), Facebook'ta 'en büyük aşkım babişkom' albümüne 9 fotoğraf ekledi...
    --spoiler--
    1 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3796.
    --spoiler--
    Yeni Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamının olmayacağı, özel sektördeki gibi Senior Başbakan ve Junior Başbakan pozisyonlarının oluşturulacağı öğrenildi...
    --spoiler--
    ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3795.
    --spoiler--
    Dünya devi olmayı başaramayan Japon teknoloji firması Narutko'da özeleştiri sürüyor: "Aslında tutması lazımdı VHS kasetli cep telefonunun ya..."
    --spoiler--
    ... kayrahan
  • pkk nın yenilemez güç olması

    4.
    yanlış cümle. hiç bir güç yenilmez değildir. çift taraflı silah satışı yapan ülkeler pkknın bitmesini istemezler. pkk biterse tsk bu kadar bütçeye sahip olabilir mi?
    ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3788.
    --spoiler--
    Erdoğan'ın PYD açıklaması sonrasında yaşananları referans alan HDP, Öcalan için villa yeri bakmaya başladı...
    --spoiler--
    2 -1 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3787.
    --spoiler--
    Dışişleri'nden yapılan açıklamada, ABD'yle ilişkilerin tekrar ''ne vereyim abime'' seviyesine çekildiği bildirildi...
    --spoiler--
    4 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3786.
    --spoiler--
    Bakanların aldıkları hediyelerin rüşvet olmadığının açıklanmasının ardından, hediye karşılığı sağlanan bir takım kolaylıkların da ''milletin sorunlarıyla ilgilenmek" olduğu anlaşıldı...
    --spoiler--
    3 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3785.
    --spoiler--
    Esed bitirilmeden tabaktakilerin bitirilemeyeceğini söyleyen Çağıl Akarsu (3), ailesine zor anlar yaşatıyor...
    --spoiler--
    6 -1 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3784.
    --spoiler--
    Adalet Bakanı'ndan rahatlatan açıklama: ''Yolsuzluk yapılmışsa zaten Allah cezasını verecektir, daha neyin peşindesiniz?''
    --spoiler--
    4 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3782.
    --spoiler--
    Reza Sarraf, 17 ve 25 Aralık soruşturmalarına takipsizlik kararı verilmesinin ardından, Bakanlar Kurulu ile tanışmak için randevu istedi...
    --spoiler--
    3 -1 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3781.
    --spoiler--
    17 Aralık soruşturması, Diyanet'in bu Cuma okutacağı ''Birilerini yolsuzlukla suçlamanın ne kadar günah olduğu'' konulu hutbeyle resmen kapanacak...
    --spoiler--
    4 -1 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3780.
    --spoiler--
    Savcılık, 17 Aralık'tan bu yana çeşitli şekillerde Zafer Çağlayan'a saat soran 7 kişi hakkında soruşturma başlattı...
    --spoiler--
    3 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3775.
    --spoiler--
    Maliye Bakanı'ndan 2015 yılı bütçe değerlendirmesi: ''S*çtık''... Ayrıntılar birazdan...
    --spoiler--
    1 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3774.
    --spoiler--
    Fenerbahçe'nin ardından Menemenspor da atağa kalktı: Hedef 35 üye...
    --spoiler--
    ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3773.
    --spoiler--
    Hükümet, gündemi meşgul edecek malzeme kalmaması nedeniyle âkil insanların tekrar sahaya sürülmesi gündemiyle toplanıyor...
    --spoiler--
    -1 ... kayrahan
  • yaran zaytung haberleri

    3772.
    --spoiler--
    Yılmaz Özdil, içinden geldiği gibi yazdı: ''Naber la?''
    --spoiler--
    1 -1 ... kayrahan
  • yeni şeyler getiriyorum